Ali Saydam, NPQ Türkiye Dergisi, 2005, 'Arka Sayfa' makalesi, Cilt: 7, Sayı: 1, s. 70
Toplum mühendisliği çerçevesinden bakıldığında algılama yönetimi, uygulanması çok eskilere dayanan bir anlayıştı. Belki adı konmamıştı ama, tüm semavi dinlerin yayılmasında gözlemlenmesi mümkündü. Adının konması için birkaç bin yıl geçmesi gerekmişti. İsim babası olarak Pentagon ve CIA bilinir. Ortaya çıkışı ise "yumuşak güç" kavramı tartışmasının birkaç yıl öncesine rastlar.
Pazarlama iletişiminin ruhu olduğunun, yani devlet politikası olma özelliğinin dışında sivil kullanımının ortaya çıkışı ise son 10 yılın meselesidir. Tespit edebildiğimiz 11 temel kuralı vardır: Hedef kitlenin değerleriyle uyum, hedef kitlenin kültürüyle uyum, beklentilerin üzerinde yaklaşım sergilemek, yalın olmak, sonuca odaklanmak, ölçümlemek, gerçeklere dayanmak, tekrar etmek, farklılaşmak, görselliği doğru yönetmek, düşüncelerden çok duygulara hitap etmek... Kitapta anlatmaya çalıştığımız 11 kuralın 10'u her iki kullanım için geçerlidir. Bunların içinden bir tek kuralda tamamen ayrılırlar: Gerçeklere dayanmak...
Bir ürün, hizmet ya da fikrin satın alınabilmesi için hedef kitlelerin ikna edilmesi süreci, gerçeklerden yola çıkmadan yönetilemez. Oysa resmi kullanımda bu süreç her şıkta yönetilmelidir. Gerçekler ülkenin "âli menfaati" için her an kurban edilebilir. Bu nedenle de bazı yazarlar, algılama yönetimi yerine kamu diplomasisi (public diplomacy) kavramını kullanmayı tercih etmektedir. Öyle ya, gerçekler ve diplomasi birbirlerine hiç de özdeş kavramlar değildir...
(...) Bir ürün, hizmet, kurum, kişi ya da ülkenin kendisine atfettiği değer önermesi (value proposition) ile algılanan değeri (percieved value) arasında hiçbir zaman tam anlamıyla örtüşme yoktur. İletişimin temel işlevi bu ikisi arasında köprü kurmaktan, bu iki unsurun arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. İkna ancak o zaman "satın almaya" dönüşür."
|